GİRİŞ
Evlilik birliğinin getirdiği ortak hayat kurma amacıyla, çoğu zaman eşlerden biri diğerinin bir mal edinmesine yahut mevcut bir malvarlığının iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunur. Mal rejiminin boşanma, ölüm gibi hallerde tasfiyesi gerektiğinde ise, katkıda bulunan eşin bu katkısının akıbetinin ne olacağı sorunu gündeme gelir. Bu sorunu ele alan TMK m. 227 hükmünde, katkıda bulunan eşi korumak amacıyla düzenleme yapılmıştır. İşbu hükme göre, eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkı elde eder. Bu alacak hakkına ise değer artış payı alacağı denir.
Bu yazımız ile değer artış payı alacağının hangi katkılar için talep edilebileceği ve nasıl hesaplanacağını, ilgili mevzuat ve yargı içtihatları ışığında ele aldık.
1. KANUNİ DÜZENLEME
Değer artış payı alacağı, Türk Medeni Kanunu’nun 227. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre: “Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır. Böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış olması hâlinde hâkim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler. Eşler, yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri gibi, pay oranını da değiştirebilirler.”
Değer artış payı alacağı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten, 01.01.2002, itibaren edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde talep edilebilecek nitelikte bir alacaktır. Mülga kanun döneminde ise mal ayrılığı rejimi geçerli olduğundan bu dönemdeki katkılar bakımından değer artış payına benzer şekilde yargı içtihatlarıyla geliştirilen katkı payı alacağı söz konusudur.
2. DEĞER ARTIŞ PAYI ALACAĞI TALEP EDEBİLMENİN KOŞULLARI
Değer artış payı alacağının doğabilmesi için bazı koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekir:
a) Eşlerden birinin diğer eşin bir mal elde etmesine, malını iyileştirmesine veya korumasına katkı sağlamış olması: Bir malın iyileştirilmesi, malvarlığına önemli derecede değer sağlayan katkıyı; korunması ise malın değerinin önemli ölçüde azalmasının önüne geçilmesini ifade eder. Bu katkı, parasal veya ayni nitelikte olabilir. Bu kapsamda, aşağıda yer alan katkılar TMK m. 227 uyarınca değer artış payı alacağı istenebileceği hallerin yaygın örneklerini oluşturmaktadır:
- Eşlerden birinin diğer eşin ev veya otomobil almasına parasal katkıda bulunması, örneğin evin peşinatını veya kredi taksitlerini ödemesi,
- Eşlerden birinin, diğer eşin bir ev veya otomobil almasına ziynet eşyalarıyla katkı sağlaması,
- Eşlerden birinin, diğer eşin borçlarını ödemesi,
- Eşlerden birinin, diğer eşe ait dükkanın restorasyonuna katkı sağlaması,
- Eşlerden birinin, diğer eşe ait arsaya bir ev inşa edilmesi halinde inşaat masraflarını karşılaması,
- Eşlerden birinin, diğer eşe ait evdeki büyük çaplı tadilat işlerinin bedelini ödemesi, örneğin çatı onarım masrafını karşılaması.
Burada önemle belirtmek gerekir ki, eşlerden birinin günlük ev giderlerine (market, fatura, kira) veya ortak yaşam masraflarına katkı sağlaması TMK m. 227 kapsamına girmez, bu tür olağan katkılar için değer artış payı alacağı talebi ileri sürülemez.
b) Yapılan katkının karşılıksız olması: Eşlerden birinin diğer eşe yaptığı katkıya karşılık, bir karşı edim (para, faiz, ücret vb.) elde etmesi halinde değer artış payı alacağı talep etmesi mümkün değildir. Ayrıca, değer artış payı alacağı talep edilebilmesi için yapılan katkının bağış amacıyla yapılmaması gerekir. Taraflardan birinin yapılan katkının bağış niteliğinde olduğunu iddia etmesi halinde, bağışlama iradesinin açıkça ortaya konulması gerekmektedir. Açık bir bağış iradesinin olmaması halinde, katkının değer artış payı alacağı kapsamında olduğu kabul edilir. Yargıtay da bir kararında konu ile ilgili: “Davacı mal rejiminin tasfiyesiyle katılma ve değer artış payı alacağı isteğinde bulunmuşsa da, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan tarihsiz dilekçede ve 26.07.2010 tarihli yargılama oturumundaki beyanında; uyuşmazlık konusu taşınmazın satın alınarak evlilik birliğini kurtarmak, eşinin gönlünü almak amacıyla davalı eş adına tescil edildiğini bildirmiştir. Yargıtay’ın ve Dairemiz'in devam eden yerleşik uygulamalarına göre, davacı yanın söz konusu açıklamaları bağış niteliğindedir. Bağış karşılıksız kazandırmadır. TMK'nun 220/2. maddesi hükmüne göre; karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen mal varlıkları ilgili eşin kişisel malıdır. Kişisel mal üzerinde, diğer eşin mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin yanlış değerlendirilmesi sonucu yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır.” şeklinde değerlendirmede bulunmuştur. (Yarg. 8. HD., E. 2012/5186 K. 2013/433 T. 21.1.2013)
c) Yapılan katkının belirli bir mala ilişkin olması: Eşlerden birinin değer artış payı talep edebilmesi için belirli bir mala yönelik nasıl bir katkı sunduğunu somut bir biçimde ortaya koyması gerekir. Genel ve soyut nitelikteki katkı iddialarına itibar edilmez.
d) Katkıda bulunulan malın, diğer eşe ait olması: Değer artış payı, bir eşin diğer eşin bir mal edinmesine, malının iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunması halinde istenebilecek bir alacaktır. Bu doğrultuda, malın katkı sunan eşe değil diğer eşe ait olması gerekir.
3. DEĞER ARTIŞ PAYI ALACAĞININ HESAPLANMASI
TMK m. 227 hükmünde, eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olacağı ve bu alacağın o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanacağı belirtilerek değer artış payı alacağının hesaplama metoduna ışık tutulmuştur.
Bu doğrultuda öncelikle, katkının yapıldığı tarihteki malın değeri ve katkı miktarı belirlenmelidir. Sonrasında, malın tasfiye tarihindeki değeri tespit edilmelidir. Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, tasfiye tarihi olarak karar tarihi esas alınır (bkz. Yarg. 8. HD., E. 2015/13196 K. 2017/3539 T. 14.3.2017). Nihayetinde, başlangıçtaki katkı oranı, malın tasfiye anındaki değerine uygulanır.
Örneğin eşlerden birinin diğer eşin bir taşınmaz edinmesine, kişisel malıyla katkıda bulunması halinde, katkı tutarının tasfiyeye konu taşınmazın alındığı tarihteki değerine oranı bulunarak bu oranın taşınmazın tasfiye tarihindeki değeri ile çarpılmak suretiyle değer artış payı alacağı hesaplanır. (Yarg. 8. HD., E. 2015/13196 K. 2017/3539 T. 14.3.2017; Yarg. 8. HD., E. 2015/11559 K. 2017/687 T. 24.1.2017)
Yargıtay içtihatlarına göre: “değer artış payı alacağına konu edilen katkı, eşin kişisel malından diğer eşin kişisel malına, eşin kişisel malından diğer eşin edinilmiş malına veya eşin edinilmiş malından diğer eşin kişisel malına katkı şeklinde gerçekleşebilmektedir. Eşin kişisel malından diğer eşin kişisel malına katkı ve eşin kişisel malından diğer eşin edinilmiş malına katkı hallerinde kişisel mal ile katkı yapıldığından hesaplanan değer artış payı alacağının tamamına eş hak kazanırken; eşin, edinilmiş mal ile diğer eşin kişisel malına katkı yaptığı durumda hesaplama yapılırken katkı edinilmiş mallardan karşılandığından ve edinilmiş malın yarısı üzerinde diğer eşin Yasa'dan kaynaklanan alacak hakkı (TMK 236/1) bulunduğundan tespit edilecek değer artış payı alacağının tamamı değil yarısı oranında eşin hakkı bulunmaktadır.” (Yarg. 8. HD., E. 2017/8450 K. 2019/1633 T. 19.2.2019)
Nihayetinde, değer artış payı alacağı, mal rejiminin tasfiyesinin tamamlanmasıyla muaccel olur ve talep edilebilir.
Son olarak değinmek gerekir ki, TMK m. 236 uyarınca, eşlerden birinin aynı anda artık değere katılma alacağının borçlusu ve değer artış payı alacağının alacaklısı olması durumlarında, eşlerin birbirine karşı olan bu alacakları takas edilecektir.
SONUÇ
Değer artış payı alacağı, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi halinde, eşlerden birinin diğer eşin malvarlığına unsurunda yarattığı değerin iadesi esasına dayanmaktadır. Gerçekten de eşlerin evlilik birliğine dayalı ortak bir hayat gayesiyle hareket ederek birbirlerinin mallarının iktisabında, iyileştirilmesinde veya korunmasında katkı sağlaması yaygın bir uygulamadır. Özellikle bir eşin diğer eşin üstüne kayıtlı bir taşınmaz veya araç almasına maddi katkı sunması çok sık görülen bir örnektir. Değer artış payı alacağı sayesinde, eşlerden biri tasfiye sırasında diğer eşe ait malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olmakta ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanmaktadır. Eşler arasında hakkaniyetin ve adaletin sağlanması için katkıda bulunan eşe katkısını güncel değerler üzerinden talep etme tanınmakta ve bu sayede, eşler arasındaki ekonomik denge korunmaktadır.