GİRİŞ
Tarafların boşanması halinde, yoksulluğa düşecek taraf için yoksulluk nafakası ve müşterek çocuk için iştirak nafakasına hükmedilebilmektedir. Ancak zaman içerisinde mahkeme kararıyla hükmedilen nafaka miktarları; tarafların mali ve sosyal hayatlarındaki değişimler, ekonomik gelişmeler, ortak çocuğun büyümesiyle birlikte artış gösteren ihtiyaçlar vb. sebeplerle yetersiz kalmaktadır. Bilhassa paranın alım gücünün günden güne azalması nedeniyle yıllar önce belirlenen nafaka miktarının günümüz koşullarında hiçbir anlamı kalmamaktadır. Bu durumda da nafaka miktarının artırılması ihtiyacı doğmaktadır. İşte nafakanın artırılması davası, nafaka alacaklısı tarafından nafaka borçlusuna karşı açılan bir dava türüdür.
Bu yazımız ile Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde nafaka artırım davasının hangi koşullarda açılabileceği ele alınacaktır.
NAFAKA TÜRLERİ
Tarafların boşanması halinde, koşullarının oluşması kaydıyla, hem eşlerden biri için hem de müşterek çocuk varsa çocuğun ihtiyaçları için bir nafakaya hükmedilebilmektedir.
- Yoksulluk nafakası: TMK m. 175 hükmüne göre, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Hâkim, yoksulluk nafakası miktarını takdir hakkı çerçevesinde tarafların gelirlerini ve sosyal durumlarını göz önüne alarak belirler.
- İştirak nafakası: İştirak nafakası, TMK m. 182/f. 3 hükmünde düzenlenmiştir. Bu hükme göre velayet kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katlanmakla yükümlüdür.
NAFAKA ARTIRILMASININ KOŞULLARI
- Yoksulluk Nafakasının Artırılması
Eşlerden biri için hükmedilen yoksulluk nafakasının artırılması imkanı, TMK m. 176/f. 4 hükmüne dayanmaktadır. Bu hükümde, hakimin tarafların mali durumlarının değişiklik göstermesi halinde veya hakkaniyet gerektirdiğinde irat (dönemsel) ödenen nafakanın artırılması veya azaltılmasına karar verilebileceği düzenlenmiştir.
- Nafakanın artırılması gereği birçok nedenden doğabilir. Uygulamada en yaygın görülen örnekler;
- Nafaka alacaklısının ihtiyaçlarının önemli derecede artması,
- Nafaka alacaklısının sonradan haklı bir ihtiyacının doğması, örneğin yüksek maliyetli bir tedaviyi gerektiren hastalığa yakalanması, çalışma gücünün azalması,
- Nafakanın giderleri karşılamada oldukça yetersiz kalması,
- Nafaka borçlusunun gelir durumunda önemli ölçüde bir artış meydana gelmesi,
- Enflasyon nedeniyle nafaka miktarının düşük kalması,
şeklinde sıralanabilir.
Önemle belirtmek gerekir ki yoksulluk nafakasının artırılması talebinin kabulü için nafaka borçlusunun gelir durumunda da dikkate değer/önemli bir artış meydana gelmesi gerekir. Şayet nafaka borçlusunun mali durumu, artırım yapılması için uygun değilse bu durumda nafaka artırım talebi reddedilebilecektir. Buna göre, nafaka artırım davalarında hem nafaka alacaklının giderleri hem de nafaka borçlusunun ödeme gücü dikkate alınmaktadır.
- İştirak Nafakasının Artırılması
Ortak çocuk için hükmedilen iştirak nafakasının artırılmasının hukuki dayanağı, TMK m. 331 hükmünde yer almaktadır. İşbu maddede, durumun değişmesi hâlinde hâkimin, istem üzerine iştirak nafakası miktarını yeniden belirleyeceği veya nafakayı kaldıracağı düzenlenmiştir.
Ortak çocuğun ihtiyaçları göz önüne alınarak diğer eşin çocuğun giderlerine katkı oranı belirlenir. Ancak çocuğun büyümesiyle birlikte eğitim, sağlık ve sosyal alandaki ihtiyaçları da artış göstereceğinden diğer eşin çocuğun giderlerine katkı miktarının güncellenmesi ihtiyacı doğabilir.
Çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve yaşam maliyetlerindeki artış iştirak nafakasının artırılmasının en önemli nedenlerindendir. Örneğin çocuk çok küçük yaştayken bir nafaka miktarı belirlenmişse, çocuğun okul hayatına başlamasıyla birlikte bu miktar yetersiz kalacaktır. Yine çocuğun dershane, özel ders/kurs vb. eğitim giderlerinin oluşması halinde de diğer eşin mali gücü oranında bu giderlere katlanması beklenmektedir.
İştirak nafakasının artırılması davası, çocuk 18 yaşından küçük ise çocuğun yasal temsilcisi (çoğunlukla velayet kendisine bırakılan anne ya da baba) tarafından çocuk adına açılmalıdır.
- Nafakanın Artırılması Davasında İspat
Nafakanın artırılması davasında, davacının nafakanın artırılması gerektiğini ispatlaması gerekmektedir. Bu kapsamda, mahkeme tarafından her iki tarafın sosyal ve ekonomik durumları araştırılır. Mahkeme gerekli görürse kolluğa müzekkere yazarak taraflar için bir sosyal inceleme raporu düzenlenmesini de isteyebilir. Tarafların ekonomik durumları ayrıca SGK hizmet dökümleri ve maaş bordroları üzerinden de incelenebilecektir.
Nafaka artışı ihtiyacını gösteren bilgi ve dayanak belgelerin dava dosyasına sunulması önem arz etmektedir. Çocuğun eğitim, sağlık ve bakım giderlerini gösteren belgelerin (örn. sağlık raporları, eğitim ücretini gösterir sözleşme/ödeme makbuzları) sunulmasında fayda vardır. Yine nafaka miktarının enflasyon karşısında önemli ölçüde eridiğini ortaya koyabilmek adına TÜİK tarafından açıklanan resmi enflasyon verilerine dayanılabilecektir.
- Gelecek Yıllardaki Artış Oranı
Öncelikle belirtmek gerekir ki, artırılmasına karar verilen nafaka miktarı dava tarihinden itibaren sonuç doğurur. Bir diğer deyişle, artış miktarı geçmişe etkili olarak geçerli olur. Bu sayede, dava süresinde de nafaka alacaklısının hak kaybına uğramasının önüne geçilmiş olur.
Hakim, nafakanın belirli bir miktara yükseltilmesine karar verirken gelecek yıllarda da hangi oranlarda artırılacağını hükme bağlayabilir. TMK m. 176 son fıkra hükmünde, hakimin talep üzerine dönemsel (örn. aylık) biçimde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabileceği düzenlenmiştir. Bu hüküm sayesinde, nafaka alacaklısının her sene nafakanın artırılması için dava açma zahmetine girmesi önlenmek istenmiş ve nafaka miktarının ülkenin ekonomik koşullarına uygun olarak güncellenmesi yoluna gidilmiştir. Nitekim uygulamada TÜİK yayınlanan ÜFE ve TÜFE oranları, nafakanın gelecek yıllardaki artışı için esas alınmaktadır.
Ancak mahkemelerin anılan uygulaması, nafaka artış miktarının gelecek yıllarda da değerini koruması amacıyla yapılmaktadır. Nafaka miktarının her yıl TÜİK verileri oranında artırılacağına karar verilmesi, sonrasında yeni ihtiyaçlar sebebiyle nafakanın artırılması davası açılmasına engel değildir.
SONUÇ
Boşanma sonrasında, eşlerden biri veya ortak çocuk için belirli bir miktar nafakaya karar verilmişse de tarafların sosyal ve ekonomik hayatlarındaki değişiklikler bu nafaka miktarının artırılması ihtiyacını doğurabilir. Nafakanın artırılması davası, mevcut giderler karşısında nafakanın yetersiz kaldığı durumlarda nafaka miktarını yükseltmek için açılan bir davadır. Bu davada, nafaka artış ihtiyacını ispatlayan delillerin ortaya konulması önemlidir. Nihayetinde, hakim nafaka alacaklısı ve nafaka borçlusu arasında adil bir denge kurarak, tarafların gelir durumlarını ve ihtiyaçlarını gözeterek hakkaniyetli bir miktarda artış yapmalıdır.
Yukarıda yer verilen açıklamalarımız, hukuki görüş ve tavsiye niteliğinde olmayıp, konuya ilişkin genel bilgiler içermektedir. Her somut durumun kendi koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerekmekte olup hak kaybına uğramamak için yasal süreçlerin uzman yardımıyla takip edilmesini tavsiye ederiz.